Akciğer grafisinde tespit edilen nodüller, hastalar için çoğu zaman endişe verici olabilir. Bu nedenle, erken teşhis kadar hastanın doğru bilgilendirilmesi de büyük önem taşır. Akciğer nodüllerinin risk taşıyıp taşımadığı ve nasıl tedavi edileceği konusunda bilinçli olmak, sürecin daha sağlıklı yönetilmesine yardımcı olur.
Akciğerde fark edilen ve genellikle röntgen ya da bilgisayarlı tomografi (BT) taramaları sırasında tesadüfen görülen küçük yuvarlak veya oval şekilli doku bölgelerine akciğer nodülleri denir. Bu yapılar, genellikle 3 santimetreden daha küçük olup akciğerin belirli bölgelerinde izlenebilir. Halk arasında "akciğer lekesi" olarak da bilinen bu nodüller, sayı ve büyüklüklerine göre değerlendirilerek takip edilir.
Birçok durumda akciğer nodülleri belirti vermeden fark edilir. Ancak bazı vakalarda şu belirtiler ortaya çıkabilir:
Akciğer nodüllerinin büyük bir kısmı iyi huylu olup herhangi bir tehlike arz etmez. Enfeksiyon, iltihaplanma ya da geçmişteki solunum yolu rahatsızlıkları sonucu oluşan bu nodüller, bazen kendiliğinden kaybolabilir.
Ancak, belirli bir çapın üzerinde olan ya da zamanla büyüme eğilimi gösteren nodüller, ayrıntılı tetkiklerle değerlendirilmelidir. Özellikle 20 mm üzerindeki nodüllerin detaylı incelenmesi gereklidir.
Tanı koymak için ilk olarak akciğer filmi çekilir. Ancak kesin değerlendirme yapmak için doktor, bilgisayarlı tomografi (BT) isteyebilir. Nodüllerin yapısı, boyutu ve şekli BT incelemesiyle detaylı olarak gözlemlenir.
Eğer doktor, nodülün kansere yatkınlık taşıdığını düşünüyorsa, biyopsi ya da PET taraması gibi ileri tetkikler uygulanabilir.
Küçük ve iyi huylu nodüller genellikle belirli aralıklarla takip edilir. Büyüklüğün değişmediği durumlarda ek tedavi gerekmez.
Eğer nodülün kanserli olabileceği düşünülüyorsa veya büyük bir kitle halinde ilerliyorsa, cerrahi olarak çıkarılması tercih edilebilir.
Kötü huylu nodüllerde, yayılma durumu tespit edilirse kemoterapi veya radyoterapi gibi ek tedaviler uygulanabilir.