Anksiyete (kaygı bozukluğu) günlük hayatta yaşanan olağan kaygılardan farklı olarak yaşanan psikolojik bir rahatsızlıktır. Anksiyete bozukluğu olan kişide, yoğun ve sürekli süren bir endişe ve korku halinin yanında panik atak krizleri vardır. Bu aşırı kaygı, korku ve panik durumu günlük aktivitelerin sürdürülmesine engel olur. Anksiyete bozukluklarının tıbbi bir tedavi ile çözülmesi gerekebilir. Özel Ortadoğu Hastanesi Kaygı (Anksiyete) Bozukluklarının türlerini, nedenlerini, tanı ve tedavi yöntemlerini sizler için anlattı.
Çocuk ve ergenlerde görülen anksiyete bozukluğu beş farklı türde incelenir.
Geçmişte yaşanan deneyimlerden ve sosyal öğrenme yöntemi ile öğrenilen şeyler yahut gelecekte yaşanması muhtemel çok sayıda durum ve olaya ilişkin, kişinin kontrol altına almakta zorlandığı bir kaygı türüdür.
Kişinin ailesinden, bakım vereninden veya evinden ayrılma gibi durumlar karşısında hissettiği aşırı kaygılı durumdur. Örnek vermek gerekirse babanın işe gitmesine karşı geliştirdiği tepki, okula gitmeye karşı gösterilen direnç bunlara örnek verilebilir. Ayrılığa dair anksiyete yaşayan çocuk ve ergenler, aile için zorlayıcı olabilir.
Bireyin herhangi bir canlıya, duruma, olaya veya nesneye karşı geliştirdiği ve sürekli hale gelen korkulardır. Korku geliştirdiği şeye maruz kaldığında zarar göreceği düşüncesi, kişinin şiddetli bir kaygı yaşamasına neden olur. Doktor, aşı, uçak, asansör veya çeşitli hayvanlara karşı geliştirilen korkular buna örnek olarak sıralanabilir.
Sosyal ortamlarda olumsuz bir etki yaratacağından veya diğer insanlar tarafından yargılanacağına dair şiddetli bir kaygı hissetme halidir. Bu kaygı kişinin kendisini sosyal bir izolasyona almasına neden olur. İletişim kurmaktan veya dışarı çıkmaktan olabildiğince kaçınma eğilimi gösterirler.
Fizyolojik açıdan bazı sorunlar yaratan panik bozukluk kişinin başının dönmesine, midesinin bulanmasına, terlemesine, nefes almakta zorlanmasına veya nabzının hızlanmasına neden olabilir. Bu panik kısa süreli ancak yoğun nitelikte ataklarla kendisini gösterir. Birey için son derece zorlayıcı ve korkutucudur.
Duygusal Belirtiler;
Davranışsal Belirtiler;
Kaygıya neden olan durumlardan sürekli kaçınma arzusu
Kaygıya yol açan bir durumla karşılaşıldığında kişinin dona kalması ve ne yapacağını bilememesi
Fiziksel Belirtiler;
Anksiyetenin nedenleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, travmatik olaylar, çeşitli sağlık sorunları ve kalıtsal faktörler bu rahatsızlığı tetikleyebiliyor.
Genetik sebeplerden kaynaklı anksiyete bozuklukları meydana gelebildiği gibi, çocuklukta istismara maruz kalma, çok sevilen birinin ölümü gibi çevresel faktörler de anksiyete bozukluğuna neden olabilir.
Kalp, akciğer, şeker gibi sağlık sorunları ve kullanılan ilaçların yan etkisi de anksiyeteye yol açabilir.
Çocuk ve ergenlerde anksiyete bozukluğuna yol açan faktörler yaş gruplarına ve kişisel özelliklere göre farklılık gösterebilir. İhmal, reddetme, aşırı baskı, koruyucu davranışlar, ödül ceza sistemleri veya çocuğun psikolojik olarak baskı altında tutulması kaygı bozukluğu ile sonuçlanabilir. Çocuğun zorbalığa maruz kalması da en önemli kaygı bozukluğu nedenleri arasında yer alır.
Anksiyete tanısında hekim fiziki muayene yapar. Tetikleyebilecek çeşitli sağlık koşullarını elemek için bazı testler istenebilir. Laboratuvar testleri anksiyete bozukluklarını özel olarak teşhis edemeyeceği için yapılan testler, tıbbi geçmiş ve muayene aşamalarının bütünü rahatsızlığın teşhisi için gereklidir.
Hekim, gereksinim olması halinde kişiyi psikiyatriste veya psikoloğa yönlendirebilir. Bu uzmanlar da anksiyete bozukluğunu tespit edebilmek için çeşitli sorular sorabilir veya bazı testler uygulayabilir.
Anksiyetenin belirtilerini azaltmak için çeşitli tedavi yöntemleri vardır. En yaygın iki tedavi yöntemi psikoterapi ve ilaçlardır.
Psikoterapide, kaygı semptomlarını azaltmak için bir terapistten destek alınır. Psikoterapi, anksiyete bozukluğunuzu tespiti ve yönetiminde etkili bir yöntemdir.
Bilişsel davranışçı terapide kişiye olumsuz gelen ve panik yaratan düşünce ve davranışların olumluya dönüştürülmesi üzerine çalışılır. Kişide korku ve kaygıya neden olan durumlara karşı endişe etmeden yaklaşmanın yolları öğretilir.
Hekim, anksiyete semptomlarını hafifletmek için antidepresanlar ve yatıştırıcılar önerebilir. İlaç tedavisinde kısa süreli rahatlama amaçlanır, uzun süreli kullanım amaçlanmaz.
Çocuk ve ergenlerde kaygı bozukluğu vakaları tedavi altına alınmazsa uzun vadede çok sayıda fiziksel hastalığın gelişmesine neden olabilir. Tedavi edilmeyen kaygı bozuklukları vücudun hemen her organında somatik şikayetlere yol açabilir. Mide sorunları, kas ağrıları gibi durumlar bağışıklık sisteminin baskılanmasına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra yeme bozukluğu veya uyku bozukluğu yaşanabilir.
Yaşam kalitesi zarar görür, arkadaşlık ilişkileri, aile ve okul yaşantısında sorunlar yaşanır. Kişi her türlü sosyal ortam ve ilişkinden kaçınmaya başlar. Bundan dolayı çocuk ve ergenlerde görülen kaygı bozuklukları mutlaka tedavi altına alınmalıdır.
İlk olarak mutlaka durumu kabullenmek ve uzman desteğine başvurmak gerekir. Bunun yanı sıra çocuk veya ergen bireyin işlevsel başa çıkma yöntemlerini öğrenmesinde fayda vardır.
Çocuğun başkaları ile iletişim kurmasını sağlamak kritik derecede önem arz eder. Çocuk ve ergenlerde anksiyete bozukluğu ya da kaygıya yol açan durumların tespit edilmesi gerekir. Kimi zaman okuldaki yaşantı, kimi zaman sınav stresi, aile ilişkileri veya akranlarla kurulan ilişkiler kaygıyı tetikleyebilmektedir. Kaygıyı tetikleyen unsurun tespit edilmesi, tedaviyi de kolaylaştıracaktır.
Çocuk ve ergenlerde anksiyete bozukluğu halinde anne ve babaya düşen önemli görevler vardır. Temel olarak çocuk bu süreçte anne ve babasının şefkatinden ve desteğinden şüphe etmemelidir. Yaşanılan zorlu süreçlerde anne ve baba ilk olarak durumu kabullenmeli, çocuğa kendisini güvende hissettirmeli sonrasında tedavi için destek olmalıdır.
Aileler çocuklarını yaşadıkları kaygı durumlarını anlatmaları için teşvik etmelidir. Çocuk duyguları hakkında ailesi ile konuşabilmelidir. Ona kendi ergenliğinizde yaşadığınız kaygılardan bahsederseniz çocuk anormal veya yalnız olmadığını anlar. Empati ile yaklaşmalı, yargılamadan, sorgulamadan anlayarak dinlemelisiniz. Onu koşulsuz olarak sevdiğinizi ve kabul ettiğinizi hissettirmelisiniz. Uzman hekim desteği almak konusunda çocuğunuzu cesaretlendirmeli ve zorlu tedavi sürecinde destekleyici tavrınızdan taviz vermemelisiniz.
Anksiyete bozukluğu strese karşı bir tepkidir. Bazı durumlarda ise uyanık olma ve önlem almada yardımcı olabilmektedir. Anksiyete bozukluğu hissettiğiniz durumlarda bir ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurmanızda fayda vardır.
Tedavi olunmaması durumunda şiddeti her geçen gün artar ve yıllar boyu devam edebilir. Tedavi ile etkileri azaltır ve anksiyete bozukluğu ortadan kalkar.
Anksiyete bozukluğu insanların %30’unu hayatlarının çeşitli dönemlerinde etkilemiştir. Genelde travma, hastalık kaynaklı stres, iş stresi, mobbing, bir yakınının kaybı, ekonomik problemler, depresyon, aile öyküsünde bu hastalığın bulunması, alkol kullanımı gibi durumlar yaşayan kişilerde ortaya çıkabilir.
Genetik durumların anksiyete bozukluğuna etkisi vardır. Ancak genelde çocukluk travmaları ve aşırı korumacı ebeveyn durumlarının etkisi daha fazladır. Bu kişilerin tehdit tepkisi ve algılamasını kontrol eden beyin sisteminde sorunlar yaşanır. Yani kişi tehlikeli olmayan şeyleri tehlikeli olarak algılayabilmektedir.