Bazı rahatsızlıklar, akciğerlerde sıvı birikmesine yol açabilir. Bu durum, sıvının akciğerdeki hava keseciklerinde toplanmasıyla nefes almayı güçleştirir. Plevral efüzyon olarak bilinen bu durum, genellikle kalp sorunlarına bağlı olarak ortaya çıksa da farklı faktörler de sıvı birikimine neden olabilir. Akciğerde sıvı birikimini ve tedavisini Özel Ortadoğu Hastanesi anlattı.
Plörezi hastalığı, göğüs boşluğunu ve akciğerleri saran plevra zarında sıvı birikmesinin sonucunda oluşur. Plevra zarı iki farklı katmandan oluşur. Son derece ince bir tabakadır. Akciğerlerimizin solunum fonksiyonunu sağlıklı şekilde sürdürebilmesi, plevra zarının katmanlarının arasında bir miktar sıvı bulunmasına bağlıdır. Ancak bazı dış etkenler veya hastalıklardan ötürü bu sıvı olması gereken miktarın üzerine çıkabilir. Kimi zaman emilimin zayıflaması da bu sıvının artmasına yol açabilir. Bu durumda göğüs boşluğunda, akciğer zarında sıvı birikmesi yani plörezi hastalığı meydana gelir. “Akciğerde su toplanması tedavisi ne kadar sürer, Akciğer su toplaması ölüm riski, Akciğerden su alınması sonrası” gibi soruların sıkça sorulduğu bu günlerde konuya dair tüm merak edilenleri sizler için anlattık.
Plörezi hastalığını etkileyen pek çok faktör vardır. Dış etkenler veya yaşanılan bazı rahatsızlıklar plevra zarında sıvı birikmesine yol açabilir. Kimi zaman mantar enfeksiyonları, bakteriyel enfeksiyonlar veya viral enfeksiyonlar bu duruma neden olabilmektedir. Bazı durumlarda akciğer damarlarında meydana gelen pıhtı da plörezinin kapısını aralayabilir. Akciğerlerin su toplaması akciğer kanseri hastaları için de beklenilen muhtemel bir hastalıktır. Tüm bunların haricinde bazen kullanılan bazı ilaçların yan etkisi olarak da akciğerlerin su topladığını görmekteyiz.
Kaburgada meydana gelen kırık ve buna benzer dış etkenler de plörezi hastalığına zemin hazırlayabilir. Zatürre, kalp yetmezliği, kalp ameliyatı sonrası yaşanan komplikasyonlar, akciğerlerin fonksiyon kaybı, akciğer ödemi, böbrek hastalıkları, karaciğer rahatsızlıkları ve pulmoner hipertansiyonu da göğüs boşluğunda sıvı birikmesine neden olabilmektedir.
Kişinin akciğerlerinde sıvı birikmeye başladığında ilk olarak kendisini göğüs bölgesinde hissedilen ağrılarla gösterir. Bununla birlikte nefes darlığı veya solunum esnasında hissedilen batma da bu rahatsızlığın belirtileri arasındadır. Çoğu vakada öksürük de bu belirtilere eşlik eder. Fakat dikkat edilmesi gereken nokta bu belirtilerin başka pek çok hastalık için de geçerli olduğudur. Yani bu ve benzeri belirtiler yaşadığınızda geç kalmadan doktorunuza başvurmalı, yaşadığınız tüm rahatsızlıkları en ince detayına kadar doktorunuzla paylaşmalısınız. Uzman doktorunuz tıbbi öykünüzü dinledikten sonra gerekli gördüğü tetkikleri yaparak sağlık durumunuzla ilgili teşhiste bulunur. Erken teşhis tedavi sürecinde hasta ve doktorun en büyük avantajıdır.
Muayene esnasında kişinin yaşadığı sorunlar dinlenir ve fiziksel bir muayene yapılır. Sonrasında görüntüleme teknolojilerinden yararlanılan bazı tetkikler istenecektir.
Göğüs boşluğu ve akciğerin röntgeni, doktora meydana gelen efüzyon hakkında bilgi sağlar. Gerektiği taktirde doktora daha kapsamlı ipuçları sunan tomografi tetkikine de başvurulabilir. Kimi zaman doğrudan kimi zaman da diğer testlerin sonrasında doktorunuz ultrasonografi de isteyebilir. Ultrasonografinin sağladığı en büyük avantaj, plevra zarın katmanlarının arasına biriken sıvının konumu ve miktarı ile ilgili kesin ve anlık veri sağlamasıdır. Eğer doktorun göğüs boşluğunda biriken sıvıdan numune alması gerekiyorsa sıvının yeri ultrasonografi sayesinde tespit edilir. Torasentez yöntemi ile biriken sıvıdan örnek alınır. Doktorun torasentez yöntemi ile yani iğne ile sıvıdan örnek almasının amacı, kanser veya enfeksiyon durumu olup olmadığının araştırılmasıdır.
Eğer Plörezinin Tüberküloz veya kanser benzeri hastalıklardan kaynaklandığı düşünülüyorsa sıvının da ötesine geçip, doğrudan akciğer zarından örnek alınması gerekir. Bunun için laparoskopik (Kapalı) cerrahi uygulamalar gerçekleştirilir. Bu uygulamaya torakoskopi ismi verilmektedir.
Teşhisin konulması ile birlikte Plörezi hastalığının ne boyutta olduğu ve ciddiyeti hakkında yeterli bilgi sahibi olunur ve doktor tüm bu verilerin ışığında tedavinin yol haritasını çizer. Hastalığın ne seviyede olduğu ve kişinin diğer rahatsızlıkları gözetilerek doktor hastane yatışına karar verebilir.
Akciğerin su toplaması enfeksiyonlardan ya da tüberküloz hastalığından dolayı gelişmişse antibiyotik içerikli medikal tedaviler uygulanır. Ancak akciğer zarındaki sıvı birikimi kanser hastalığından kaynaklanıyorsa onkoloji biriminin belirleyeceği tedavi yöntemleri uygulanır.
Sorun sadece akciğeri çevreleyen plevra zarının katmanlarında biriken sıvıdan kaynaklanıyorsa drenaj yöntemi uygulanır. Bu sayede iki katman arasındaki fazla sıvı vücuttan çekilir. Kişinin solunum fonksiyonunu sağlıklı şekilde devam etmesi için gerekli olduğu kadar sıvı bırakılır. Sonrasında da hastanın göğüs boşluğuna ilaçlar ve hastanın kendisinden alınan kanın enjeksiyonu sağlanır. Bu sayede plevra zarının iki katmanının birbirlerine yapışması sağlanır. Dolayısıyla göğüs boşluğunda yeniden fazla sıvı birikmesi önlenmiş olur.
Tedavinin son aşamasında da kanserden ötürü gelişen vakaların bazılarında cerrahi girişimler uygulanabilir. Burada amaç plevra zarının göğüs duvarlarıyla birleştiği noktanın dışarı alınmasıdır. Zira bu kısım sıvı üretimini sağlayan noktadır. İlerleyen evrede meydana gelebilecek efüzyonlar bu sayede önlenmiş olur.
Zatürre sonrasında akciğerlerde her zaman sıvı birikmez. Eğer hastalık erken teşhis edilip ilaç tedavisiyle kontrol altına alınırsa sıvı birikimi olmadan iyileşme gerçekleşebilir. Ancak, teşhis gecikmiş ve enfeksiyon akciğerin geniş bir bölümünü etkilemişse, sıvı birikimi olasılığı artar. Ayrıca, tüberküloz, akciğer apsesi veya kanser gibi durumlar da sıvı birikimine neden olabilir ve bu tür durumlar genellikle kendiliğinden düzelmez, cerrahi müdahale gerektirebilir.
Akciğer çevresinde sıvı birikimi, plevral efüzyon olarak bilinir ve genellikle ciddiye alınması gereken bir durumdur. Basit bir göğüs ağrısı veya öksürük gibi görünebilen belirtiler, aslında altta yatan daha ciddi sağlık sorunlarına işaret edebilir. Tedavi edilmediğinde hayati risk oluşturabilecek komplikasyonlara yol açabilir.
Küçük ölçekli plevral efüzyonlar çoğu zaman kendiliğinden geçebilir. Ancak, sıvı birikimine neden olan ana sorunun tedavi edilmesi şarttır. Örneğin, eğer sıvı zatürre ya da kalp yetmezliği nedeniyle birikmişse, bu hastalıklara yönelik tedaviye başlandığında plevral efüzyon genellikle ortadan kalkar.
NOT: Hastalıklar ve tedavi yöntemleriyle ilgili içeriklerimiz yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Sağlığınızla ilgili tüm konularda doktorunuza veya bir sağlık kuruluşuna başvurunuz.
Özel Adana Ortadoğu Hastanesi’nde görev yapan alanında uzman, deneyimli Göğüs Cerrahisi birim doktorlarını aşağıdan daha detaylı bir şekilde inceleyebilirsiniz.
Diğer Göğüs Cerahi HizmetleriÖzel Adana Ortadoğu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Birimi’nde hizmet verilen diğer hastalıklara aşağıdan ulaşabilirsiniz.